Close
Image Alt

Genç Yetenekler Aranıyor

İçimizdeki özgür düşünceyi ve yaratıcı aklı aldığımız eğitimle, gördüklerimiz ve öğrendiklerimizle süzüp iş üretirken gerçek dünya ile de yüzleşiyoruz.

Yorumlanabilir, eleştirilebilir her iş gibi ürettiğimiz her şeyin; ya son karar vericinin elinin üzerinde yükselişini yada parmakları arasında ufalanışını izliyoruz.

Çoğu zaman; temiz, net, sade işler terazinin diğer ucunda ‘‘özensiz’’, ‘‘üzerine düşünülmemiş’’ seslerine karşılık geliyor.

Sadece müşteri tarafında değil, kendi içimizde bile bu eleştirinin gücünü öyle hissediyoruz ki hep alengirli bir şeyler düşünmeye koşullanıyoruz.

Bazen de tam tersi; ürettiğimiz büyük fikirlerin kırpıla kırpıla bambaşka bir şeye dönüşmesini ‘Böyle istediler’ deyip kabul ediyoruz.

‘‘Yani bu tam olmamış…’’ , ‘‘Beklediğimiz tam olarak bu değil aslında…’’ cümlelerini yorum kabul edip içimize çok da sinmeyen yeni bir şeylerle tünelin ucunda ışık aramaya koyuluyoruz.
Eleştiriyoruz, kızıyoruz, belki de küsüyoruz.

Zaman getikçe, iş ürettikçe, deneyim kazandıkça markayı/müşteriyi daha kolay anladığımızı iddia ediyoruz.

Tecrübe dediğimiz şey galiba tosladığımız duvarlardan öğrendiklerimiz.

Zamanla oluştuğunu düşündüğümüz tecrübe belki de başka bir sözlükte yeteneklerimizin körelmesi, tutkularımızın azalması, fikirlerimizi savunacak çabanın yerini kabullenmeye bırakmasıdır.

Ajansların taze kana, genç yeteneklere sürekli ihtiyacı bu yüzdendir belki, ne dersiniz?

Yazar

Esra Gürses

Brand Communications Coordinator